Sansürlenen Çeviriler: Gerçekten Aynı Kitabı mı Okuyoruz?

Bazı cümleler eksik kalır. Bazı satırlar hiç çevrilmez. Ve bazen bir kitap, sayfalarıyla değil, susturduklarıyla anlatır asıl hikâyesini. Çeviri edebiyatı, diller arasında köprü kurar. Ama o köprüde yürüyen her kelime, geldiği yerle varacağı yer arasında filtrelenir, ayıklanır, bazen de gizlenir.

Türkiye’de yayımlanan bazı çeviri eserlerde —özellikle politik, cinsel ya da dini hassasiyet içeren bölümlerde— orijinal metne sadakatten uzaklaşıldığına dair örnekler az değil.

2022’de Paulo Coelho’nun “On Bir Dakika” adlı romanının Türkiye baskısında bazı sahnelerin kaldırıldığı ortaya çıktı.

Salman Rushdie’nin “Floransa Büyücüsü” romanında, orijinalinde yer alan ve dinî göndermeler içeren pasajların Türkçeye çevrilmediği iddiası, edebiyat dünyasında tartışma yaratmıştı. (Kaynak: Bianet – Sansüre Takılan Çeviri, 2022)

Çeviri sandığımız kadar masum bir aktarım değil. Bazen bir dil, başka bir dilde yankılanmaz; susturulur.

🔇 Sessizleştirilen Ses: Çevirmenin Mücadelesi

Bir çevirmen yalnızca sözcükleri taşımaz. Kültürleri, çağrışımları, ahenkleri, hatta suskunlukları da beraberinde getirir. Ama bazen, o çevirmenin kendi sesi hiç çıkmaz. Çünkü yayınevleri, pazarlama kaygıları, “yerli okur hassasiyetleri” ya da doğrudan siyasi baskılar, o sesi daha çevrilmeden boğar.

Türkiye’de birçok çevirmen, editöryal müdahaleleri ilk kez yayınevi dizgisinde görür. Kimi zaman bir cümle “çok cesur” bulunur, kimi zaman bir sahne “bizde olmaz” diye çıkarılır. Ve çoğu zaman bu değişiklikler çevirmenin bilgisi dışında, sessizce yapılır.

Belki de bu yüzden, bazı çevirilerde eksik cümlelerin gölgesi büyür. Okur fark etmez ama çevirmenin içine çöken bir suskunluk vardır. Ve o suskunluk bazen, orijinal metinden daha gürültülüdür.

🕯️ Aynı Kitap mı, Aynı Ruh mu?

Bir kitabı çevirmek, yalnızca kelimeleri bir dilden diğerine taşımak değildir. Bir dilin müziğini, imalarını, gizli titreşimlerini başka bir dile taşımaktır. Ama ya o müzik bozulursa? Ya bazı notalar eksilirse? Ya metin, görünmeyen ellerce “temizlenirse”?

Okur, eline aldığı kitabı “orijinaline sadık çeviri” sanır. Ama çoğu zaman, o metin bir çeviri değil, bir yeniden yazımdır artık. Politik göndermeler törpülenmiştir, cinsellik sansürlenmiştir, bir kadının arzusu görünmez kılınmıştır.

Ve o noktada şu soru yankılanır odada: Biz gerçekten aynı kitabı mı okuyoruz? Yoksa bize sunulan, orijinalin kılık değiştirmiş, ehlileştirilmiş, susturulmuş bir versiyonu mu?

Bir kitap çevrilirken ruhunu yitirirse, kelimeler yerli yerinde olsa bile o kitap artık aynı kitap değildir.

🕯️ Buharlaşan Cümleler, Kaybolan Ruhlar

Bazı kitaplar gerçekten çevrilmez, yalnızca çevrilmeye çalışılır. Ve o çabanın içinde, bazı cümleler ateşte kaynar, buhar olur ve fark edilmeden uçar. Biz sayfaları çevirirken, bir karakterin arzusu, bir yazarın itirazı, bir toplumun yüzleşmesi sessizce silinir.

Bu yazı bir çağrıdan ziyade, fark edilmemiş bir yitimin izine düşen bir pusula. Çünkü çoğu zaman okuduğumuz şey, yazarın yazdığı değil, başkalarının bizim adımıza temizlediği bir metnin gölgesidir. Bazı satırlar, çevrilmemek üzere terk edilir. Bazı sahneler, toplumun “hazmetme eşiği”ne takılır. Ve o eksiltilen bölümler sadece metinden değil, hafızamızdan da silinir.

Bir metin üzerindeki kelimelerin silinmesini gösteren sansür temalı görsel.
Bu görselde bir şey eksik. Tıpkı bazı çevirilerde olduğu gibi!..

“Çeviri, bir kitabın ikinci doğumudur” derler. Bu yüzden Ödüllü Kitaplar sitesinde hazırladığım her tabloda yalnızca yazarı değil, çevirmeni de mutlaka belirtmeye özen gösteriyorum. Çünkü bir metnin başka bir dile taşınması, sadece teknik bir aktarım değil, yaratıcı bir eylemdir.

Türkiye’de çevirmenlerin uzun süren mücadelesi sayesinde artık çevirmen adı belirtilmeden kitap yayımlanamıyor. Ancak bu görünürlük, çoğu zaman biçimsel bir zorunluluğa dönüşüyor. Çoğu zaman bir çevirmenin adı arka kapakta küçücük puntolarla geçiyor, sesi duyulmuyor, emeği gölgede kalıyor.

Yine de bu sessizlik her zaman mutlak değil. Talât Sait Halman Çeviri Ödülü gibi ödüller, çeviri sanatını görünür kılmak için önemli adımlar atıyor.

Ancak bir ödül, tek başına bütün görünmezlikleri ortadan kaldıramıyor. Bir kitabın başka bir dilde yeniden doğması, çevirmenin sesinden geçiyor. Bazen bu yeniden doğum travmatik oluyor.

Bir kelime yanlış çevrilmez yalnızca; bir bakış yumuşatılır, bir kadının arzusu törpülenir, bir öfke susturulur. Ve biz, o yeni doğmuş metni okurken, sanki orijinalmiş gibi inanırız her kelimeye.

Peki ya çevrilmemiş cümlelerin yankısı? O sessizlik nereye gider? Belki de biz, çevrilmemiş o satırların boşluğunda, aslında hiç yazılmamış bir edebiyatı okuruz.

🌫️ Eksilen Cümleler, Sessiz Kitaplar

Belki sen de bir kitapta eksik bir şey hissettin. Bir sahne fazla pürüzsüzdü, bir karakter gereğinden suskundu. İçinden “Burada bir şey olmalıydı,” dedin ama geçip gittin. Kim bilir, belki de o sayfa hiç çevrilmedi… belki hiç çevrilmediği için sessizdi.

💬 Sen hiç bir kitabın orijinaliyle çevirisini kıyasladın mı? 🕯️ Bir cümlede eksilen anlamı, bir bakışta silinen ruhu fark ettin mi? 📚 Yorumlarda anlat. Çünkü bazı çeviriler yalnız okunmaz, konuşulmayı da bekler.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir